Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

*****SaNa AşIğIm********

::::::AŞK_HASRET_AYRILIK_ÖZLEM_SEVDA ::::::::::

Seni Çok Seviyorum Bebişim

sevdimseniozlemim

 

canum beümmm :)

annehe5pa2cw3 

Aşkım İçin "Yarınlar Bizimle"

Kendine İyi Bak

 

...

“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."

"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.

Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.

Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….

Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.

"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...

Yorum: Ömer Köroğlu | Kaynak:www.yazgulu.com

***SEVGİ**

6772a81944f737f9d98337esa7 

AŞK ın 3 hali

* AKIL HALİ: "Aklın yolu birdir" ve sevgilinizi bu şekilde seçtiyseniz, muhtemelen çevrenizdeki herkes bu aşkı onaylamıştır. Ne de olsa o çok efendi, terbiyeli, yakışıklı, iyi de bir işi var, en önemlisi de bir kadın ruhundan anlıyor. O tam bir kanatsız melek. Eğer onun hakkında bu tarz düşüncelere sahipseniz aşkın akıl yolunu izlemişsiniz demektir. Onunla gerçekten mutluysanız sorun yok, ama kendinizi onun olumlu özelliklerini durmadan kulağınıza fısıldayan mantığınıza kaptırıp, aslında yanında hiç heyecanlanmadığınızı ve hislerinizin bir arkadaşınıza karşı hislerinizden farklı olmadığını göz ardı ediyorsanız, ileride geç kalınmış pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.

KALP HALİ: En klasik ama en popüler aşk hikayesi... Kalbinizin yolunu izlediğinde onu `Bay Mükemmel` olarak görmek isteseniz de aslında içten içe kusurlarını bilirsiniz. Hatta sizi çok rahatsız eden özellikleri bile olabilir, fakat bunlara rağmen ondan bir türlü vazgeçemezsiniz. Gerçek aşk bu mudur bilinmez, ama kalbin yolunu izlediğinizde düşme ihtimaliniz olan en büyük tuzak şudur: O içten içe bildiğiniz kusurlar, artık sizi ayrılmaya itecek kadar ciddi boyutlara geldiği halde sırf ona karşı iflah olmaz tutkunuz yüzünden kararsızlıklar ve acı deneyimler yaşayabilirsiniz.


İÇGÜDÜ HALİ: Bu yolla yaşanan aşk, genelde pek fazla tanımadığınız bir erkekle yaşayacağınız türden bir aşktır. Onun hakkında hiçbir şey bilmez, ama bir şekilde sizin için yaratılmış olduğunu hissedersiniz. Bunu size hissettiren kalbiniz olduğunu zannedersiniz, oysa hislerinizin kaynağı içgüdülerinizdir. Bazen haklı çıkar ve güzel bir ilişkiye adım atarsınız, bazense büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız. Yani tam bir kumar... İçgüdüler yanıltıcıdır ve aşkın bu halini seçen yanılmayı da göze almalıdır

Gıdenler hep bekle benı derler ve kalanlar hep bekleyecegıne yemın ederler"

Gıdenler hep bekle benı derler ve kalanlar hep bekleyecegıne yemın ederler"

Her giden ardında bir bekleyen bırakır.
Bazen ister bekle beni der..
Bazende bekleme hayatına devam et der..
Bu bekleme demenın ardında bır
beklenme isteği vardır hep..
Nedense herkes bırı tarafından beklenmeyı özler.
Özlenmeyi özler, yada birinin hayatında hep var olmayı bilmektir güzel olan.

Ve her kalan yüreğindeki acısıyla bekleyeceğim der.
Dönmeyeceğini bile bile...
Gelmeyeceğini bile bile..
Sevmeyeceğini bile bile..
Ve bekler...
Taki bir gün artık ümitler kesilip.
Yolların tamamen ayrı olduğu fark edilene kadar..

Ve başlar keşkeler, pişmanlıklar....

Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara.Oysa ne güzelmiş yaşanılanlar dersiniz.. Meger ne çok sevmişim dersiniz..
Ve belkide hiç sevilmediğinizi fark edersiniz.
En acısıda budur yaa zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde
beyninizi yer binlerce soru.. Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya..

Ve sorgulama zamanı gelir kendinizce..
Oysa unutursunuz bir şeyii.
"Aşk Sorgulanmadan Yasanmalıdır.."

Ama unutursunuz bu kuralı "nedenler ve niçinler" kemirir beyninizi..
Ağlamak sizin için kacınılmaz bir seçimdir.Ağlarsınız herşeye ve her
olaya..

Baktıgınız her yer "onda" biter..
Gördüğünüz herşeyde "onu" ararsınız..
Aynadaki gorüntünüzde bir yansıma, sokaktaki köşe başında bir kucaklasmadır "o"..
Yağan yağmurdur, denizdeki yakamozdur "o", gecelerin ayı, gündüzlerin güneşidir "o"

Ve son cümleler dökülür artık dilinizden...
"O" Mutlu Olsun Yeter...

Diyebileceğiniz bir şey kalmamıstır çünkü..
Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizide götürmüştür yanında..

Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden...
Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda "yağlı bir ilmek gibi..."

Sanki biri ha çekti ha çekecek..
Durdu sanarsınız dünyayı ha battı ha batacak..
Ama ne dünya durur nede o ilmek çekilir..
Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizide bilmediğiniz başka
diyarlara sürüklüyordur..

Biticek sanırsınız acınızı bitmez... Sadece bir yerlere saklanır
yüreğinizde..Bir şarkida, bir şiirin içli mısralarında ve belkide bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık..

"Sessizliğin İçinde Bir Çığlık, Karanlığın İçinde Bir Işık, Yürekte Kapanmaz Bir Yaradır Artık O"

Alınan Her Nefes İnsana Bu Kadar Acı Verir mi?

yine boğuluyorum içimdeki sancılarla..
atamadığım çığlıklarımla...
Sanki atacağım tek çığlıkta tüm dünya yıkılacak..o kadar güçlü bir çığlık ki içimde..
alınan her nefes bir insana bu kadar acı verirmi?..
terk edilmiş bir geleceğin hayali karşımda..
hatta kaybolma kelimesinin anlamını yitirecek kadar bilmediğim bir yerdeyim..
burda geleceğin esamesi okunmuyor..bilinmiyor burda gelecek ve hayali kurulmuyor..
burda sadece;geçmişte bir zamanın boşluğunda yaşadığın belki mutluydum diyebilecek günlerinle geçiyor günler..
bugünü ve yarını düşünmeyecek kadar yorgunum..
karanlığın içinde ve esen rüzgara meydan okuyan bir mumum..
rüzgarın beni söndüreceğini bile bile meydan okurken,bir nefesin beni söndürmesine izin verdim..
bir daha beni yakmayacağını bile bile..
bugün yine boğuluyorum içimdeki sancılarla.. ve atamadığım çığlıklarımla..

gece ağır ağır,yüklendikçe yükleniyor üstüme..
uyumayı unuttuğum yatağımda oturamıyorum bile..
sığmıyor yüreğim..bu odaya,eve,... bu dünya Ya...
sığmıyor....!
boğazımda yutulması imkansız bir düğüm..

Yok artık tutma ellerimden ben öldüm...
O kadar belirsiz ölmüşüm ki Ben öleli aylar olmuş Ama hala yaşadığımı sanıyorlar...
Farketmiyorlar bakışlarımdaki boşluğu, Gülümsememdeki bilinçsizliği, Konuşmamdaki monotonluğu...
Ben öleli aylar olmuş, Yasımı ise bir tek ben tutuyorum..
artık içimdeki küçük kıza hoşçakal dedim
bana ait olmayan siyahımı içeri davet ettim... Ve belirsiz bir şekilde uykuya daldım kendimce..

Yine boğuluyor bu mülteci...içindeki sancılarla..

Vazgeçen Ben Değildim

Bir yalan ayırdı bizi yanındaki başka biri
Gözlerinden anlıyorum seviyorsun belli
Ayrı kalamam ben asla yüreğim dayanmaz buna
Gidersen hesap sorar yarınlarım sana

Acı verir bana herşeyin sonum olur inan gidişin
Bırakırsan yok olurum parçalanır bedenim
Aldatılmış duygularla karmaşık oyunlarınla
Sahte bir dünya kurdun şimdi sen bana

Vazgeçen ah ben değildim sonuna kadarda direndim
Yalan yanlış bu sevdayı senle yaşadım tükendim
Vazgeçen ah ben değildim sonuna kadarda direndim
Yalan yanlış bu sevdayı senle yaşadım tükendim

Bir yalan ayırdı bizi yanındaki başka biri
Gözlerinden anlıyorum seviyorsun belli
Ayrı kalamam ben asla yüreğim dayanmaz buna
Gidersen hesap sorar yarınlarım sana

Acı verir bana herşeyin sonum olur inan gidişin
Bırakırsan yok olurum parçalanır bedenim
Aldatılmış duygularla karmaşık oyunlarınla
Sahte bir dünya kurdun şimdi sen bana

Vazgeçen ah ben değildim sonuna kadarda direndim
Yalan yanlış bu sevdayı senle yaşadım tükendim
Vazgeçen ah ben değildim sonuna kadarda direndim
Yalan yanlış bu sevdayı senle yaşadım tükendim

Vazgeçen ah ben değildim sonuna kadarda direndim
Yalan yanlış bu sevdayı senle yaşadım tükendim
Vazgeçen ah ben değildim sonuna kadarda direndim
Yalan yanlış bu sevdayı senle yaşadım tükendim


Bir Aşk Hikayesi

Lisey ve kocası Scott, yirmi beş yıl süren evlilikleri boyunca birbirlerini derin bir aşkla sever. Araların-daki bağ öylesine güçlüdür ki, birçok insan bunu tuhaf bulur. Çiftin, konuşmadan da birbirlerini anlaya-bilecekleri başka bir kanalları vardır; telepati...

Karanlık ve korkunç bir geçmişi olmasına rağmen Scott, pek çok ödül kazanmış başarılı bir yazardır. Ama geçmişte yaşadığı olaylar, hayal ve gerçek arasında gidiş gelişleri bir ömür boyu yakasını bırakmaz.

Ünlü yazar, bir gün çılgın bir hayranı tarafından vurulur. Karısının çabaları sayesinde hayata döner, ama kâbus dolu geçmişinden kaçamayan adamın hayatı bir süre sonra bu karanlıkta son bulur.

Yazarın basılmamış romanlarından çıkar sağlamak isteyen kişiler karısının peşini bırakmazlar.

Kocasıyla arasındaki bağı hâlâ koparmamış olan Lisey, onun, kâbuslarının arasında saklanan korkunç bir yerde durduğunu anlar ve ona ulaşır.

Artık tek amacı peşindeki adamları, kocasının geçmişini, kendi geleceği-ni, kurtuluşunu ve nasıl huzura kavuşacaklarını sormaktır.

“Stephen King parlak şeytani öykü anlatma ve dili kullanmaktaki meleklere özgü yeteneği ile bizlere kanlı olaylarla bezenmiş sıradan bir evlilik öyküsünü destansı bir dille anlatıyor. Scott ve Lisey Landon’ın uzun ve tutkulu birliktelikleri -neredeyse bir ömür süren evlilikleri- onun kaleminden acısıyla tatlısıyla, karanlık kahramanları, canavarları, trajedileri, üzüntüleri ve zaferleriyle kendi coğrafyası ve dili olan fan-tastik bir krallığa dönüşüyor. On beş yaşından beri King’in yarattığı dünyaları dehşet ve şaşkınlıkla izli-yorum. Ama bu romanda onun büyük bir yazar olduğuna bir kez daha inandım.”
Michael Chabon,
Final Solution: A Story of Detection and The Amazing Adventures of Kavalier & Clay adlı kitabın yazarı


“Bir Aşk Hikâyesi olağanüstü bir evliliği, şefkat ve güç içinde yükselen, çok canlı betimlemelerle süs-lü bir aşkı anlatmaktadır. Bu kitap duygusal ve gerçeğe yakın kahramanlarıyla son zamanlarda ede-biyat dünyasına yepyeni bir nefes getirdi. Lisey Landon ve kızkardeşlerine hayran oldum, Scott’ın çektiği acıları yüreğimde hissettim ve sonunda içtenlikle dile getirdiği acı tatlı sona gelince, kitabı tekrar baştan okumam gerektiğini düşündüm. Sanki çok yakın dostlarıma veda ettiğimi hissettim. İşte Stephen King böyle bir yazar. Mesleğinin doruğunda. Son sayfaya gelene dek büyülenerek okuyacağınız bir roman.”
Nicholas Sparks,
Denizden Gelen Mektup adlı romanın yazarı